
Hikayemiz
Hayalden Gerçeğe
DoğadaKal’ın hikâyesi bir otelle değil, Karadeniz’in Oce Köyü’nde, derenin kıyısındaki bir fındık bahçesinde başladı.
İşçi bir baba, ev hanımı bir anne ve üç çocuk… Çay ve fındığın aile ekonomisine katkı sağladığı; emeğin, üretmenin ve paylaşmanın hayatın doğal bir parçası olduğu bir aileydi onlarınki. Kışları çocuklarının eğitimi için şehir merkezinde, yazları ise toprağa ve köye dönerek yaşadılar. Ağustos ayı geldiğinde hep birlikte fındık bahçesine iner, günlerini derenin kenarında fındık toplayarak geçirirlerdi. Köyün gençleri de iş bir an önce bitsin diye onlara katılırdı.
Babaları, o günlerde sık sık aynı cümleyi kurardı:
“Çocuklarım ileride burada bir iş yeri kurar.”
Yıllar geçti. Çocuklar üniversite eğitimi için İstanbul’a gitti. Biri gemi makine mühendisi, biri edebiyat öğretmeni, diğeri bilgisayar mühendisi oldu. Farklı meslekler, farklı şehirler ve farklı deneyimler edindiler. Toplumsal projeler aracılığıyla Yunanistan’dan Polonya’ya, Amerika’dan dünyanın farklı ülkelerine uzanan bir çevreyle tanıştılar. Bu süreçte öğrendikleri en önemli şeylerden biri, çocukluklarından beri bildikleri bir değeri yeniden hatırlattı onlara: Paylaşmak.
Evlerinin kapısını farklı ülkelerden gelen gençlere açtılar, sofralarını paylaştılar. Bu kültürün merkezinde ise yemek yapmayı, insanları doyurmayı ve kalabalık sofralarda bir arada olmayı hayatının önemli bir parçası hâline getiren anneleri vardı.
Bir süre İstanbul’da bir muhlamacı açmayı düşündüler. Ancak annelerinin yılın tamamını İstanbul’da geçirmesinin mümkün olmadığını fark edince bu fikirden vazgeçtiler.
Çünkü asıl istedikleri, şehir hayatının giderek betonlaşan ritminden uzaklaşarak, çocukluklarının geçtiği topraklara yeniden dönebilmekti.
“İstanbul’da olmuyorsa, köyde neden olmasın?”
Bu düşünceyle başlayan yolculukta, ailenin büyük oğlu Olgun Atagün, yıllardır konuşulan hayali somut bir projeye dönüştüren ve en büyük sorumluluğu üstlenen kişi oldu. Kardeşleri ve ailesi de bu fikrin arkasında durdu.
Yaklaşık üç yıl boyunca tek bir sorunun peşinden gittiler:
Doğanın içinde, doğayı bozmadan nasıl bir yaşam alanı kurabiliriz?
Bir Hayalin İnşası
2019 yılının nisan ayında, hayallerindeki tesisin inşasına başladılar.
Daha ikinci gün usta işi bırakınca, iki kardeş ve kuzenleri bungalovların yapımını kendileri üstlendi. Ahşapları kendi elleriyle çaktılar, her yapının başında durdular. Doğayla uyumlu, içinde yaşanabilecek ve çocukluklarının ruhunu taşıyacak bir yer kurmak için çalıştılar.
İnşaat devam ederken Olgun’un aklına yeni bir fikir geldi: Bungalovların önüne özel havuzlar yapmak.
Bir kalıpla başlayan bu fikir kısa sürede gerçeğe dönüştü.
21 Temmuz 2019’da DoğadaKal, dört ahşap bungalov ve bir restoranla kapılarını açtı.
Sonrası ise emek, sabır ve birlikte alınan kararlarla büyüyen uzun bir yolculuk oldu.
Pandemi döneminde insanların doğayla iç içe alanlara yönelmesiyle birlikte DoğadaKal daha fazla misafir ağırlamaya başladı. Bölgede bungalov konaklama anlayışının yaygınlaşmasıyla birlikte yeni bir turizm hareketi oluştu.
DoğadaKal da bu dönüşümün içinde, kendi hikâyesini koruyarak büyümeye devam etti.
Derenin Üzerinde Bir Yaşam
Çocukluklarını derenin içinde ve çevresinde geçiren kardeşler, doğayla kurdukları bağı zamanla mimariye taşıdılar.
Altından derenin aktığı taş evler inşa ettiler.
Bu yapılar, DoğadaKal’ın karakterini daha da belirginleştirdi: Doğanın karşısında değil, doğanın içinde bir yaşam.
İlk günlerdeki dört bungalov zamanla çoğaldı.
Bugün DoğadaKal; 10 bungalov, 5 taş ev ve 11 otel odasıyla misafirlerini ağırlıyor.
Restoranı, toplantı ve etkinlik alanları, yoga alanı, spor salonu ve spa bölümüyle yalnızca konaklama sunmuyor; doğayla temasın, hareketin, dinlenmenin ve birlikte vakit geçirmenin bir araya geldiği bütünlüklü bir deneyim alanı oluşturuyor.
Bir Ailenin Ortak Hayali
DoğadaKal, tek bir kişinin ortaya koyduğu bir işten çok daha fazlası.
Yıllar boyunca birlikte düşünülen, üzerinde çalışılan, sabırla geliştirilen ve her aşamasına ailece dokunulan kolektif bir emeğin ürünü.
Hikâyenin merkezinde, yıllar önce derenin kıyısındaki fındık bahçesinde bir hayal kuran bir baba var.
Sofrayı, yemeği ve paylaşmayı hayatının merkezine koyan bir anne var.
Birbirinden farklı mesleklere ve bakış açılarına sahip kardeşler var.
Ve birlikte üretmenin gücüne inanan bir aile var.
Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde Olgun Atagün’ün cesareti, vizyonu ve üstlendiği büyük sorumluluk belirleyici bir rol oynadı. Onun öncülüğünde başlayan yolculuk; ailenin, yakınlarının ve zaman içinde DoğadaKal’ın parçası olan ekibin ortak emeğiyle büyüdü.
Paylaşmak İçin
Aslında en başından beri istedikleri şey çok basitti:
Çocukluklarının geçtiği fındık bahçesini, derenin sesini, sofralarını, yemeklerini ve doğayla kurdukları yaşam biçimini başkalarıyla paylaşmak.
DoğadaKal’da paylaşılan yalnızca bir konaklama alanı değil.
Sabah patikalarda yürümek…
Derede yüzmek…
Doğanın içinde hareket etmek…
Birlikte sofraya oturmak…
Günün telaşından uzaklaşmak…
Ve daha sade, daha sosyal, daha sağlıklı bir ritmin içinde zaman geçirmek…
Bütün bunlar DoğadaKal deneyiminin bir parçası.
Çünkü DoğadaKal’ın hikâyesi aslında bir tesisin hikâyesi değil.
Bir ailenin çocuklukta kurduğu hayalin, yıllar sonra yeniden doğduğu topraklarda gerçeğe dönüşmesinin hikâyesi.
Derenin kenarındaki bir fındık bahçesinde başlayan o hayal, bugün hâlâ büyümeye devam ediyor.
DoğadaKal.
Bir hayalin, doğanın içinde hayat bulduğu yer.

Doğadakal'ın Çevresinde Neler Var?
Doğadakal'ın kapısından çıktığınız an, Fırtına Vadisi'nin o mistik atmosferi sizi karşılar. Burada günler bir takvime göre değil, güneşin ve derenin sesine göre akar. İşte vadinin huzurlu ritminde keşfedebileceğiniz o özel anlar…
Doğanın Kalbine Yolculuk
Kapınızdan başlayan yürüyüş yollarıyla Fırtına Vadisi'nin gizli rotalarını keşfedin.
Tarihin İzinde
Zilkale ve tarihi taş köprülerle, vadi boyunca uzanan büyüleyici bir tarih yolculuğuna çıkın.
Zihinsel Arınma
Şehrin tüm yorgunluğunu, derenin sesi ve vadinin sessizliğiyle üzerinizden atın.
Ateş Başında Anılar
Her akşam yanan açık ateşimizin etrafında, yöresel lezzetlerin sıcaklığı eşliğinde hikayeler paylaşın.
Doğayla Büyüyenler
Ekranlardan uzak; toprakla, çiçeklerle ve vadinin özgürlüğüyle tanışacakları güvenli oyun alanları.
Anılarınızı Ölümsüzleştirin
Her köşe başı, profesyonel bir fotoğraf karesinden farksız manzaralar sunuyor.

Köyün Huzuru, Vadinin Özgürlüğü
DoğadaKal'da hayatın ritmi, şehrin karmaşasından tamamen farklı bir tempoda atar. Tesisimizin en sevilen köşesi olan meşhur salıncağımızda sallanmaya başladığınız o ilk an, sadece vadiyi değil; sanki tüm dertlerinizi de ayaklarınızın altına alırsınız.
Bu büyüleyici deneyimin hemen ardından, yanı başımızdaki Yeniyol Köyü'nün huzurlu patikalarına adım atın. Yeniyol, Karadeniz'in o meşhur misafirperverliğini iliklerinize kadar hissedeceğiniz; çay bahçelerinin arasından yükselen kuş seslerinin, derenin coşkulu akışıyla buluştuğu kadim bir yuvadır.